14 Eylül 2017 Perşembe

KİTAP OKUMAK VE MATEMATİK


Kitap okumakla matematiği anlamak arasında o kadar güçlü bir bağ var ki…

Bugüne kadar kitap okumanın birçok faydası olduğunu duymuşsunuzdur. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki uyku problemi yaşayanlara kitap okumak ilaç gibi geliyor. Kitap okuyan kişiler kitaplardaki karakterlerle kendilerini özdeşleştirdikleri için empati kurma yeteneği kazanıyorlar. Kitap okumak ciddi anlamda stresi azaltıyor, depresyon ve bunalımdan kurtulmayı sağlıyor. Kitap okuyan insanlar daha sosyal, daha açık fikirli ve iyi bir dinleyici olabiliyorlar. Farkındalık seviyeleri yükselirken, karşılaştıkları zorlukları daha iyi atlatabilme becerisi elde ediyorlar. Kitap okumak beyin fonksiyonlarını ve hafızayı da güçlendiriyor. Ve kitap okumak matematik dersinde başarı getiriyor!

Garip geldi değil mi? Her ne kadar ilk bakışta bir bağlantısı yokmuş gibi görünse de kitap okumak, matematik bilimini anlamayı kolaylaştırıyor, sayısal derslerdeki başarıyı olumlu yönde etkiliyor. Bir matematik öğretmeni olarak itiraf etmeliyim ki bu bağın bu kadar güçlü olduğunu çok geç anladım.

Yıllar önce bir gün bir öğrencim bir matematik sorusu sordu, aslında sorunun yönergesi çok açık ve netti. Soruyu neden anlamadığını çözmek için, yazıların küçük olmasını bahane edip “Okuyamıyorum bana soruyu sen anlatır mısın?” diye sordum. Soruyu tekrar okudu, “Hayır okuma, anlat” dedim. Ama o yine okudu. Anlatamadı! “Hikayeleştir, öyle anlat” diye seçenek sundum, yine ses yok. Sonra metinde yazan kelimelerin anlamlarını sordum, kelimelerin anlamlarıyla yakından ilgisi olmayan cevaplar aldım. Bunu matematik dersinde sorun yaşayan tüm öğrencilerimde uygulamaya başladım ve sonuç maalesef aynıydı. O an anladım ki çocuklar aslında soruyu okumuyor, okuduğunu sanıyor. Matematikte normal okumak yerine okuduğunuzu anlamak çok önemlidir. Ama öğrenci anlamıyor, anlamaya çalışmıyor. Çünkü nasıl anlaması gerektiğini bilmiyor. Anlamadığı bir şey için çocuğa sorular sormanın, hatta cevap beklemenin manası ne peki? Neden okuduğunu anlamıyor? Bence bunun tek bir nedeni var: Kitap okumamak.

Matematik, düşünmeye dayalı bir bilimdir. Kelimelerle düşünür, kelimelerin anlamlarından sorunun ne anlattığını, ne istediğini çıkarırız. Sonra muhakeme yapar ve sonuca ulaşırız. Bu adımların daha 1. basamağında yani kelimelerle düşünme aşamasını geçemeyen öğrenciler “yapamıyorum” diyerek işin içinden çıkıyor. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Neden yapamadığını merak bile etmiyor. Çünkü sorgulama yeteneği yok, muhakeme yapamıyor, neden-sonuç ilişkisi kuramıyor. Peki neden? Çünkü kitap okumuyor! Bugün gençliğin yaşadığı sorunlara çözüm bulamamasının ve sorunlar karşısında çaresiz kalmasının nedeni de kitap okumamasıdır. Kendini ifade edememesinin, sorunlarını başkasıyla tartışacak kapasiteye sahip olamamasının nedeni de kitap okumayışından kaynaklıdır. Gençlik, kendisi için ekmek su kadar önemli olan kitabı göz ardı etmemelidir. Bunu sağlayacak etkenlerden biri hatta en önemlisi öğretmendir.

Kitap okumak, kelime haznemizi geliştiren bir uğraş olduğu için dolaylı da olsa düşünme yetimizin gelişmesine ve dolayısıyla matematik öğrenmeye katkı sağlar. Ayrıca kitap okumak, farklı bakış açılarını da görmemizi sağladığı için eleştirel düşünme yetimize katkıda bulunur. Eleştirel düşünebilme matematik için olmazsa olmaz değil mi?

Bir yazıyı hem hızlı hem de her kelimesini anlayarak okumayı öğrenirsiniz. Ufkunuz açılır. Katılmıyor olsanız bile diğer insanların neler düşündüğünü, nasıl bir bakış açısına sahip olduğunu öğrenirsiniz. Dil bilginiz gelişir. Kitap okuyan kişi, bir kelimenin birden çok anlama gelebileceğini bilir. Günümüz koşullarında bilgiye ulaşmanın birçok yolu vardır: Konferanslar dinlemek, seminerlere katılmak, belgesel seyretmek vb. Ancak, bu çalışmalarda insanın durup düşünmeye, ihtiyacı olduğunda bu bilgiye tekrar ulaşma olanağı yoktur. Fakat kitap okurken kişinin düşünmeye zamanı ve tekrar tekrar aynı bilgiye ulaşabilme olanağı vardır. Matematik için gerekli olan tekrar yeteneği bu sayede ancak kazanılabilir.

Bunların hepsini aslında biliyoruz değil mi? Peki neden uygulamıyor gençlik? Klişe olacak belki ama neredeyse her yerde kitaplar ve kütüphaneler var artık. İsteyen istediği anda alıp okuyabilir. Fakat buna rağmen ülkemizde kitap okuma oranı beklentilerin çok çok altında.

Yoksa bu durumun sorumlularından biri de aslında öğretmenler mi? Doğru kanaldan öğrenciye ulaşıp ona kitap okuma alışkanlığı edindiremez miyiz? Matematik dersinde fonksiyonlar yerine, mesela okuduğum bir kitabı anlatmaya başlasam, dikkat çekmez miyim? “Siz en son hangi kitabı okudunuz, hikayesini anlatsana, tavsiye eder misin?” diye dersi biraz renklendirsem teşvik etmiş olmaz mıyım kitap okumaya? Bu tarafımca denenmiş bir uygulamadır ve kesinlikle olumlu sonuç vermiştir.

Akıp giden insanlığın ortak zekasının anıtsal abidesidir Matematik. Yeter ki akıp giden bu enerjiyi algılayabilelim ve anlayabilelim. Bunun için de kitap okuyalım ve öğretmenler olarak kendi yöntemlerimizce öğrencilerimizi okumaya teşvik edelim.

KAYI Okulları Matematik Öğretmeni, Kıymet Çelik

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

YARIYIL TATİLİ NASIL DEĞERLENDİRİLMELİ?

“Çocuklar tatil döneminde güçlü yanlarını keşfedebilirler.” Dersler, sınavlar, etütler, kurslar ile geçen eğitim yılının ilk döne...